• A-
    A+
  • Українською
  • English
Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu tarafından, ‘Kırım’ın bağımsızlığı’ Hakkında kabul edilen değersiz ve sefil Yönetmeliği ile ilgili bir açıklama
18 Mart 2014 15:18

 17 Mart 2014 tarihinde gayrimeşru Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu’nun üyeleri tarafından ‘Kırım’ın bağımsızlığı’ Hakkındaki Yönetmelik kabul edilmişti. Bu sebeple aşağıdaki hususları özellikle vurgulamak gerekir:

Kırım Özerk Cumhuriyeti Verkhovna Radası, 6 Mart 2014 tarihinde №1702-6/14 sayılı ve ‘Kırım Genelinde Referandumun Yapılması’ hakkındaki Yönetmeliğini kabul ederek, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün yasal ilkesini ihlal etmekle birlikte, Ukrayna Anayasası, Kırım Özerk Cumhuriyeti Anayasası ve diğer yasalar ve hukuki normlar gereği öngörülen yetkilerini aşmıştı.

Bu ihlalin gerçeği, Ukrayna Anayasa Mahkemesi tarafından açıkça tespit edilmişti. Onun 14 Mart 2014 tarihli ve №2-рп/2014 sayılı Kararı’nda anılan yönetmeliğin yasa dışı olduğu, dolayısıyla herhangi bir bağlayıcılığının olmadığı duyurulmuştı.

15 Mart 2014 tarihinde Ukrayna Verkhovna Radası, Ukrayna Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu kararını esas alarak, kabul ettiği №891-VII sayılı Yönetmeliği ile Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu’nun yetkilerini sonlandırma kararını almıştı. Bunun sonucu olarak KÖC Parlamentosu meşruyetini yitirmişti.

Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin bağlı olduğu egemen yapıya sahip olan Ukrayna’nın tüm yasal faaliyetlerine rağmen, Kırım’ın kendini ilan eden ve meşru olmayan yönetimi, 16 Mart 2014 tarihinde sadece Ukrayna Anayasası’nı değil, aynı zamanda uluslararası hukukun (BM Şartnamesi, Avrupa Konseyi Şartnamesi, 1975 yılında kabul edilen AGİK Nihai Sonuç Bildirisi ve AGİT’in diğer sonuç bildirileri dahil olmak üzere, 1991 yılında kabul edilen Bağımsız Devletler Topluluğu’nun kurulmasına ilişkin Anlaşma’nın hükümlerinin öngördüğü gibi) başlıca temel normlarını ihlal eden plebisiti (sözde ‘referandum’) düzenlemişti.

Yabancı uyruklular dahil olmak üzere, olayların görgü tanıklarının anlattıkları, fotoğraf ve video görüntüleri gibi çok sayıda kanıt bilgileri, sözde ‘referandum’un düzenlenmesi koşullarının, genelde normal şartlarda referandumların yapılması ile ilgili AGİT ve Avrupa Konseyi çerçevesinde geliştirilen demokratik standartlara tamamıyla aykırı olduğunu göstermektedir.

26 Şubat 2014 tarihinden itibaren bu yana Kırım Özerk Cumhuriyeti’inin, de facto Rus Federasyonu Silahlı Kuvvetleri askeri birliklerinin fiilen işgali altında bulunuyor olması, Ukrayna’nın söz konusu bölgesindeki nüfusun ozgür iradesinin sağlanması konusu ciddi kuşkular uyandırmaktadır.

Bu sözde demokratik ‘ifade özgürlüğü’nün (self-determinasyon) sonuçlarına dayanarak, görev süresinin yasal çerçevede sonuçlandırılmış olduğu Kırım Özerk Cumhuriyeti Verkhovna Radası yetkilileri, 17 Mart 2014 tarihinde çıkarttığı Yönetmeliği ile Kırım’ı ‘bağımsız ve egemen bir devlet’ ilan ederek Sevastopol kentine ‘özel bir statü’ vermenin yanında, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere bütün dünya ülkelerine başvurarak ‘Kırım halklarının oluşturdukları bağımsız bir devleti tanıma’ çağrısı yapmıştı.

Kırım’ın bağımsızlığının, mevcut Ukrayna Anayasası’na aykırı olarak düzenlenen ve referandum yapılması yönündeki Avrupa’nın genel norm ve standartlarının resmen alçakça çiğnenmesi ile yapılan referandumun sonuçlarına dayanarak gayri meşru bir devlet organı tarafından ilan edildiğini gözönünde bulundurarak, uluslararası toplumun tüm üyelerinden uluslararası bazda sözde ‘Kırım Cumhuriyeti’nin tanınmamasını özellikle arz ve rica etmekteyiz.

Çağdaş uluslararası hukukta, yasadışı gücün kullanılmasının sonucu olmaları durumunuda kendi varlığını ilan eden sözde devlet oluşumlarının, ya da onların mevcudiyeti ile alakalı herhangi bir durumun, uluslararası kamuoyu tarafından tanınmaması görevi geçerliliğini korumaktadır. Bu konuya ilişkin Opinio juris, devlet, tahkim ve uluslararası yargı makamlarının enstrümanlarında daha öce defalarca ifade edilmiş ve kullanılmıştı.

‘Kırım Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının ilan edilmesi, Ukrayna’na karşı uygulanan gücün ve Rusya Federasyonu’ndan gelen güç kullanma tehdidinin doğrudan bir sonucu (Rusya’nın nükleer silahlara sahip olan bir devlet olduğu dikkate alınırsa) olmakla beraber, gerek Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı için, gerek ise de uluslararası barış ve güvenlik için son derece tehlikelidir.

Rusya Federasyonu Silahlı Güçleri’nin askeri birimleri tarafından anılan plebisit (referandum) yapılmadan 2 hafta önce Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin işgal edilmiş olması, Ukrayna’ya karşı gücün kullanılması ile yapılan güç kullanma tehditlerinin açık bir ifadesi olmuştu.

Bu doğrultuda, uluslararası hukukun genel normlarına dayanarak, uluslararası kamuoyunun, Kırım’ı uluslararası hukukun objesi olarak tanımama hakkı doğmuştu. Bu çerçevede aynı zamanda bu topraklar konusunda oluşturulabilecek yahut üzerinde mutabakata varılabilecek herhangi bir durum, dokuman ya da anlaşmayı da tanınama zorunluluğunun bulunmakta olduğunu iddia ederiz.

İşbu zorunlulukların ihlal edilmesi, yani herhangi bir anayasal ve uluslararası hukuk bağlayıcılığı bulunmayan ‘Kırım Cumhuriyeti’nin uluslararası bazda resmi olarak tanınmasının, bunu yapanların hukukun başlıca temel norm ile unsurlarını ve devletlerin genel olarak kabul edilmiş birbirleriyle yaşama ilkelerini ihlal ederek, kendi açlarından da, uluslararası hukuka yakışmayacak şekilde davrandıkları anlamına geleceğinin altını özellikle çizmeyi isteriz.

Outdated Browser
Для комфортної роботи в Мережі потрібен сучасний браузер. Тут можна знайти останні версії.
Outdated Browser
Цей сайт призначений для комп'ютерів, але
ви можете вільно користуватися ним.
67.15%
людей використовує
цей браузер
Google Chrome
Доступно для
  • Windows
  • Mac OS
  • Linux
9.6%
людей використовує
цей браузер
Mozilla Firefox
Доступно для
  • Windows
  • Mac OS
  • Linux
4.5%
людей використовує
цей браузер
Microsoft Edge
Доступно для
  • Windows
  • Mac OS
3.15%
людей використовує
цей браузер
Доступно для
  • Windows
  • Mac OS
  • Linux